1 Ağustos 2017 Salı

Hikaye kısa diye bitmezmiş

Bazı kadınlar azla yetinmeyi bilmez.

Azla yetinmeyi bilen kadınlarla evlenir erkekler, sonra azla yetinmeyi bilmeyenlerle aldatırlar o kadınları…

Huydur.

O kadınlar yine azla yetinmeye devam ederler.

Sevginin azlığından konserve yaparlar.

Sevdiği adamın yokluğuyla yetinip, gözyaşlarından turşu kurarlar.

Hep kıştır gelen, lazım olur.

12 Temmuz 2017 Çarşamba

Gazeteler gerçek gazetecilerin olmalıdır

Bir zamanlar hukuk fakültesi kazanan öğrencilerin “adalet olmayan ülkede hukuk okuyoruz” sözü popüler olmuştu. Basın özgürlüğü olmayan ülkede gazeteci “olabilmek” de buna benziyor. İnkar edilemeyecek bir gerçek var ki gazetecilik bitkisel hayata girdi. Kendisi var, bütün ismi ve cismiyle orada öyle yatıyor fakat işlevi yok.
Eğer sizden istenen haberi, sizden istendiği şekilde yazmazsanız işsiz kalabilirsiniz.
 Kendi politik görüşünüzü aktardığınız yazılarla öne çıkıyorsanız ve bu görüşler hükümetin politikasıyla ters düşüyorsa hapse girebilirsiniz. Bir olayı aydınlatma süreci günümüzde hapse giden yolu açtığı için de araştırmacı gazetecilik bitmiş durumda bu yüzden.

11 Mayıs 2017 Perşembe

Fatma Kaplan Hürriyet: "Bu dönem, bu anayasa 80 darbesine rahmet okutuyor."

Cumhuriyet Halk Partisi Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet ile CHP İzmit İlçe Başkanlığı’nda buluşup hem referandum, hem gündem hakkında bir sohbet gerçekleştirdik. Sohbetimize hep birlikte bir göz atalım...




Zorlu bir referandum süreciydi. Özellikle mecliste yapılan oylamalar fazlasıyla tartışmalı geçti. Bu oylamalar sırasında aynı kabinde oy kullanan vekilleri videoya aldığınız için Ak Parti grup başkanvekili Mustafa Elitaş ve Ahmet Gündoğdu tarafından darp edildiniz. “Yere batsın saraylarınız, yere batsın anayasanız, yere batsın başkanlığınız” diye sizi isyan ettiren bu olay esnasında neler yaşandı?

Bu bir hak mücadelesiydi, orada vatandaşlarımızın geleceğiyle ilgili kararlar söz konusu olduğunda milletvekillerinin gözünü sakınmadan elini değil, gövdesini taşın altına koyduğu anlardan bir tanesiydi. İktidar ne yazık ki meydan muharebesine çevirdiği için o görüşmeleri, elinden gelen her şeyi yaptı. Sansürlemek, vatandaşın hakkını gasp etmek, hukuksuz davranmak adına anayasa görüşmelerini nasıl hızlı yaparım da vatandaşa hissettirmeden geçiririm diye çok uğraştı ama çok da amacına ulaşamadı en azından vatandaşın tepkisini organize etmek açısından önemliydi bizim yaptıklarımız. Onun yansımasıydı bu olay, mecliste herkes sonuna kadar dolduğu, sabır taşının çatladığı dönemlerdi. Darp kısmından çok yaşanan hukuksuzluklar, haksızlıklar, iktidarın elindeki gücü nasıl hunharca kullandığı ve halk için değil kendi çıkarları için, kendi bekaları için gözlerini nasıl bir hırs bürüdüğünün göstergesi ve onun bir şiddet aracılığıyla yansımasıydı.

3 Şubat 2017 Cuma

Onur Soğuk Hoca: "Siz yeter ki çalışın ve iyi insan olun"

O bir fenomen! Twitter’da paylaştığı ders notları ile öğrencilerin göz bebeği haline gelen Onur Soğuk 1981 yılında Sivas’ta doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Sivas’ta tamamladıktan sonra üniversite için Mersin’e geldi ve Mersin Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Edebiyat bölümünden mezun oldu. Silifke’de yaşayan Onur Soğuk Hoca evli ve bir kız çocuğu babası. Hadi gelin Onur Soğuk Hoca’yla gerçekleştirdiğimiz sohbetimize birlikte bir göz atalım. Bakalım biz neler konuşmuşuz.

Eğitim sosyal medyanın gereksinimiydi siz de bunu karşılayan fenomen öğretmenlerin başında geliyorsunuz. Yazdığınız notları Twitter’da paylaşarak öğrencilerin gönlünü fethettiniz. Ardından radyo programınız başladı ve şuan bir dilbilgisi kitabınız var. Bütün bu serüven nasıl başladı? Önce notları paylaşma, daha sonra radyo fikri nasıl oluştu?

Sizin de dediğiniz gibi öğrenciler artık hep sosyal medyada. Sınıfta şunu gözlemledik biz ders anlatsak da çocukların ilgisi hep telefona kayıyor. Ben de o sıralarda öğrencilerimi gözlemledim, sosyal medyada sınava yönelik hesapları takip ediyorlar. Bir öğrencimin telefonunda edebiyat dersiyle ilgili bir caps gördüm. “Bunlara mı gülüyorsunuz?” diye sorduğumda “Evet” yanıtını aldım. “O zaman ben daha iyisini yaparım” dedim. En başta YGS-LYS Edebiyat adıyla bir hesap açtım, orada branşımla alakalı espriler, capsler paylaşıyordum ondan sonra hesabın adını kendi adımla kullanmaya başladım yani trol hesap olarak kalmasını istemedim. Öğrencilerin ilgisi artmaya başlayınca sınıf içerisinde yaptığım şeyi sosyal medyaya taşımak istedim. Elimden geldiğince bilgilerimden, tecrübelerimden öğrencileri faydalandırayım. Edebiyatla alakalı, dilbilgisiyle alakalı mini notlar yazmaya başladım. Kendi el yazımla yazıp, fotoğrafını çekip Twitter’a koymaya başladım. Öğrencilerin ilgisi artınca her hafta yenisini yazıp atmaya başladım. Süreç böyle ilerlerken bir gün İzmir’e gittim. Hatta orada beni takip eden öğrencilerle bir kitap evinde sohbet gibi bir şey düzenlemiştik. Gelen öğrencilerden biri internet radyosu olduğunu ve konuk olmamı istediğini söyledi. “Nasıl olacak?” dediğimde telefonla konuşacağımızı söyledi. Onunla telefon konuşması gerçekleştirip, Twitter’da gözlemlediğimizde baya bir ilgi duyulduğunu gördük. Çocuklar dinleyip, soru sorma imkanı yakaladılar. Böylelikle radyo fikri benim kafamda şekillendi. “Radyo kurup öyle ders anlatsak nasıl olur?” diye düşündüm bunun üzerine Twitter’dan tanışıp görüştüğüm Muhammed Tosun ile bağlantıya geçtik. Ona da fikrimi anlattım Muhammed’de “Olur hocam, bu kolay kuralım, yapalım” deyince Muhammed radyoyu kurdu.

Radyo programının işleyişi nasıl oldu? Neler yapıyorsunuz?

En başta Skype yoktu, telefonla bağlanıp ders anlatıyordum ve yaklaşık 2.5 yıldır her hafta perşembe günleri 21.30’da radyo dersleri yapıyoruz. Burada artık ders notu paylaşmayı bıraktık, yenilik ilkesi ışığında hem radyoda ders anlatıyoruz hem de salı günleri Periscope’da ders anlatıyoruz. Dilbilgisi kısmı Periscope, edebiyat kısmını radyo derste işliyoruz. Burada ilginç olan ve hoş olan radyo ders deneyimi çünkü ben bir öğretmen olarak dersin sınıfla sınırlandırılamayacağı kanaatine vardım. Öğrenciler artık sınıfta ders işlemek istemiyor, radyo derste biz bunu kırdık öğrencilerin ilgisini çekecek şekilde ders işliyoruz. Veriler elimize geliyor, şuan bizi 68 ilden öğrenci dinliyor biz bunu tespit ettik ve her bir dersimizi de ortalama 2 bin 500- 3 bin öğrenci dinliyor. İnteraktif bir ders olması için de bir tag açıyoruz #oshradyo diye hatta geçenlerde trend topic oldu. Çok mutlu olduk. Ayrıca sadece ders yapmıyoruz, ünlü yazarları, gençlerin hoşuna gidebilecek sanatçıları ağırlıyoruz. Kimleri konuk ettik diye bakıyorum Ahmet Ümit, Nazlı Eray, Buket Uzuner, Hüsnü Arkan, Edip Akbayram, Latife Tekin. En büyük hayalimiz Zülfü Livaneli’ni konuk etmek ona da az kaldı diyebilirim.Yani böylelikle hem ders işliyoruz hem de öğrencilerimizin hoşuna gidebilecek, örnek alabilecekleri sanatçıları konuk ediyoruz. Amacımız öğrencilerimizi eğlendirerek bir şeyler katabilmek.

Diğer eğitimcilerle de irtibat halindesiniz. Twitter’da tanıştığınız Salim Ünsal ile TRT Okul’da yayınlanan Fatih Aytaç ile Tercih Rehberi programına katıldınız. Sosyal medya eğitimde önemli bir rol oynarken eğitimcilere ve ilişkilerine neler kattı?

Sosyal medyada etkin olmam ve öğrencilerin beni ilgiyle takip etmesi diğer eğitimcileri de etkiledi ve sosyal medya yoluyla ben de çok değerli eğitimcilerle tanışma imkanı yakaladım. Bunlardan biri Salim hoca –ki bence Türkiye’nin en iyi rehberlikçisi-, Fatih Aytaç, Fide Okulları’nın kurucusu Ali Koç gibi pek çok değerli eğitimciyle tanıştım. Bu da çok güzel bir şey çünkü ben küçük bir yerde yaşıyorum ve bağlantılarımız sınırlı oluyor. Eğer sosyal medyada etkin olmasaydım, bu tarz insanlarla tanışma ihtimalim yoktu. Bu gerçekten önemli bir şey, kendi mesleki deneyimim açısından da önemli bir şey. Ara ara eğitimle ilgili sohbetlerde bulunuyoruz, programlara çıkıyoruz. Her eğitimcinin sosyal medyayı etkin kullanması lazım özellikle günümüzde gençler burada. Hatta Hz. Muhammed’in bir sözü vardır “İlim Çin’de olsa bile öğreneceksiniz” diye, ben onu biraz değiştirdim “Öğrenci Çin’de olsa bile bulup öğreteceksiniz” diye bizim sosyal medyada eğitimciler olarak burada olmamız lazım. Eğitimcilerin şu nedenle de sosyal medya kullanması lazım. Ben gençleri takip ediyorum Twitter’da, takip etmeliyiz ki onların ruh hallerini, hayata bakış açılarını ve nelerden hoşlandıklarını, mizah anlayışlarını anlayabilelim. Böylelikle öğrencilere daha eşit yaklaşmamızı ve onlara daha yakın olmayı sağlayabilir.



3 Kasım 2016 Perşembe

Gülsüm Kav: "Her kadın karate yapamayabilir ama her kadın örgütlenebilir"

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu genel temsilcisi Gülsüm Kav ile “Kadın Harekatı Okulu” adı altında gerçekleştirdikleri eğitimin ardından bir sohbet gerçekleştirdik.
Gülsüm Kav, doktor ve tıp etiği uzmanı. Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde uzmanlık yaptı. 2010 yılında kurulan Kadın Cinayetlerini Durduracağız  Platformu’nun kurucuları arasında, 2012 yılından bu yana genel temsilciliğini sürdürüyor.
Kadınlara uygulanan şiddet, tecavüz, cinayet davalarında kadın kardeşlerini yalnız bırakmayan ve her davaya mutlaka destek olmaya çalışan Kadın Cinayetlerini Durduracağız platformunu, Türkiye’de kadına şiddetin durumunu, erkek egemen zihniyeti ve yapılan ayrımcılığı, Kadın Cinayetlerini Durduracağız platformu genel temsilcisi Gülsüm Kav’dan dinleyelim.

18 Eylül 2016 Pazar

Sana söyleyemediğim çok şey varmış

Sen bana gül bahçesini bırak, diken dolu bir patika bile vaat etmedin. Ben niye bu kadar istedim? Hiç ümitlenmedim, hiç umudum yeşermedi. Çünkü biliyordum, gözümde öyle parlaktın ki yanında kristal elbise giysem de aramızdaki karanlığı aydınlatamazdım. Ki senin kristal elbise giyen birine ihtiyacın yok. Senin derdin ruh ikizi bulmak da değii. Senin derdin ulaşılmaz sandığını elde edip, canın istediğinde bırakmak. Karşıdaki seni bırakırsa yine ulaşılmaz oluyor ve sen yine kendini paralıyorsun. Çünkü sen lider olmanı engelleyen her şeyin kölesisin. Ve ben, seni en iyi tanıyandan daha iyi tanıyorum. Her duygunu hissediyor, ne düşünüyorsan aklımdan geçirebiliyorum. Belki de zaten hasta olduğunu bildiğim ruhumun en büyük dışa vurumusun. O yüzden ne senden vazgeçebilirim, ne de seninle olmak isterim. Çünkü sen ateşsin, ben ateşim. İnsanlar ayrı ruhlarda tek vücut olurken, biz seninle ayrı iki bedende tek ruhuz. Ve bil ki bir gün ellerimiz birleşirse bizi kimse ayıramaz. O yüzden uzak dur benden, sen o kadar yükü kaldırabilecek kadar güçlü değilsin. Benim de bünyem kaldırmıyor artık ne otobüs, ne sıra ne de herhangi bir şey beklemeyi.
Belki de ümitsizlikten çok kendim için bırakıyorum.

30 Ağustos 2016 Salı

Gülsün Kaya: "Çağdaş eğitim, çağdaş insan, çağdaş toplum"

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği genel başkan yardımcısı Gülsün Kaya ile ÇYDD ve etkinlikleri hakkında bir röportaj gerçekleştirdik. 

Gülsün Kaya 45 yıl eğitim vermiş bir edebiyat öğretmeni. 1994 yılından beri üye olduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nde 7 yıl Bakırköy şube başkanlığı yaptıktan sonra Türkan Saylan'ın isteği üzerine genel merkeze geçiyor. Gelin Gülsün Kaya ve ÇYDD'yi daha yakından tanıyalım.


Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? 
Emekli edebiyat öğretmeniyim. 45 yıl eğitimin çeşitli kademelerinde çalıştım yüksek okul dahil. En son Darüşşafaka eğitim kurumundan emekli oldum. 1994 yılından beri ÇYDD üyesiyim, Bakırköy şubesinde 7 yıl başkanlık yaptım. Türkan Hoca'nın çağrısıyla genel merkeze geçtim, yönetim kurulu üyesiyim. Bir süre genel yazmanlık yaptım son bir yıldır genel başkan yardımcılığını sürdürüyorum. Türkan Hoca'nın teşvikiyle öğretmenlik süreci içinde yüksek lisans yaptım. "Ders kitaplarında laiklik" adlı tezim ÇYDD ile bağlantılarımı güçlendirdi. Nutuk'u liseli öğrencilerin anlayacağı dile göre düzenleme çalışmasında bulundum.