30 Ağustos 2016 Salı

Gülsün Kaya: "Çağdaş eğitim, çağdaş insan, çağdaş toplum"

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği genel başkan yardımcısı Gülsün Kaya ile ÇYDD ve etkinlikleri hakkında bir röportaj gerçekleştirdik. 

Gülsün Kaya 45 yıl eğitim vermiş bir edebiyat öğretmeni. 1994 yılından beri üye olduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nde 7 yıl Bakırköy şube başkanlığı yaptıktan sonra Türkan Saylan'ın isteği üzerine genel merkeze geçiyor. Gelin Gülsün Kaya ve ÇYDD'yi daha yakından tanıyalım.


Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? 
Emekli edebiyat öğretmeniyim. 45 yıl eğitimin çeşitli kademelerinde çalıştım yüksek okul dahil. En son Darüşşafaka eğitim kurumundan emekli oldum. 1994 yılından beri ÇYDD üyesiyim, Bakırköy şubesinde 7 yıl başkanlık yaptım. Türkan Hoca'nın çağrısıyla genel merkeze geçtim, yönetim kurulu üyesiyim. Bir süre genel yazmanlık yaptım son bir yıldır genel başkan yardımcılığını sürdürüyorum. Türkan Hoca'nın teşvikiyle öğretmenlik süreci içinde yüksek lisans yaptım. "Ders kitaplarında laiklik" adlı tezim ÇYDD ile bağlantılarımı güçlendirdi. Nutuk'u liseli öğrencilerin anlayacağı dile göre düzenleme çalışmasında bulundum.



Derneğin adı birçok yere çekilebiliyor aslında. Neden Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği?

Tüzükte Atatürk devrimleriyle kazandığımız hakları korumak ve geliştirmek gibi bir amacımız var. Çağdaş sözcüğü anlamı genişlemiş bir sözcük, sadece aynı çağda yaşamış olmak değil. Düşünce özgürlüğü, laiklik, kadın erkek eşitliği, eğitim hakkı gibi haklar var. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Atatürk'ün bize verdiği hakları korumak ve geliştirmek için çok çalıştı. Örneğin zorunlu eğitim 5 yıldı. 5 yıl bir toplumun eğitilmesi için yeterli bir süre değil. Bu sürenin 8 yıla çıkarılması için sivil toplum kuruluşlarıyla çok çalıştık. Tamam bu hakları aldık ama köydeki kız çocuklarının ilçedeki okullara gitmesi sorundu. Eğer evde bir para varsa erkek çocuk için kullanılıyordu. Biz "Burs versek okula gönderir misiniz?" diye sorduk "Evet" dediler. Bir kampanya başlattık okula giden kızların sayısı %30 arttı. Evet ÇYDD bütün sorunları tek başına çözemez ama en azından dikkat çeker. Biz destekleme sözcüğüyle de bunları anlatmaya çalışıyoruz ve uygulamaya geçiriyoruz. Türkan Hoca her zaman "Sorunun değil çözümün bir parçası ol" derdi, derneğimizin de sloganı oldu.

Misyonlarınız ve vizyonunuz nelerdir?

Atatürk ilke ve devrimlerini ve Cumhuriyet kazanımlarını koruma yolunda bilimsel düşünme, sorgulama ve insan haklarına saygılı çağdaş bir yaşam ve eğitim için çözüm üretmek ve kamuoyu oluşturmak. Vizyonumuzda, misyonumuzu gerçekleştirerek Türkiye'de öncü olmaktır.

Eğitim alanında ne gibi faaliyetlerde bulunuyorsunuz? 

Derneğimizde çocuk, gençlik, burs ve hukuk, kırsal alan adlı birimlerimiz var. 
Kırsal alan adlı birimimizde okul, yurt, ana sınıfı, oyun parkı yaptırmak gibi inşaat faaliyetlerimiz vardı. İnsanlar sorgulayarak kendi kararlarını versin, laik, çağdaş eğitim alabilsin diye Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nde birçok kitap yazıldı. Bu kitaplar önce öğretmenlere anlatıldı ve hayata geçirildi. Böyle bir uygulamayla öğrenciler bir nevi kendi kitaplarını yazmış oldu. Eğitim kalitesi ve erişimi gibi çalışmalar yapıyoruz. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği 32 bini aşkın öğrenciye burs veriyor. Bunun 7850'si üniversite öğrencilerini kapsıyor.
Aktif eğitim evlerimiz var 14 tane. Amacımız gündelik hayatı bilimsel bir şekilde açıklayabilen, sanatla ilgilenen eğitimli gençler yetiştirmek.
İlişkilerimizi bankamatik olarak görmüyoruz, bizi tanısınlar, biz burs verdiğimiz öğrencileri tanıyalım istiyoruz. Burs verdiğimiz öğrenciler gönüllü olarak diğer öğrencilere ders veriyor.
Çocuk kulübümüz var, eğitim evlerinde yaptığımız çalışmalar çocuk kulüplerinde de yapılıyor.
Anne eğitimini de "Anneler el ele" çalışmamızla yapıyoruz. Okuma yazmayı öğrendiler artık bir de bilgisayar kursu istiyorlar bizden.

Burs vereceğiniz öğrenciler hangi kriterlere sahip olmalıdır?

Öncelikle maddi desteğe ihtiyacı olmalıdır. Irkçı, dinci, fanatik bir düşüncenin taraftarı olmamalıdır, biz zaten kayıtta sabıka kaydı istiyoruz. Başvuran öğrenciler görüşmeye çağrılıyor ve aralarında bir ön eleme yapılıyor zaten.

Gönüllü olmak için hangi aşamalardan geçmek gerekiyor?

Tüzüğümüzü okumuş ve bizi anlamış kişiler olmalıdır. Düşünce farklılıkları tabii ki olabilir, her partiye eşit mesafedeyiz fakat tüzüğümüzü okumuş Atatürk ilke ve inkılaplarını benimsemiş olmalı, gelip dernek içinde parti propagandası yapmasını istemeyiz. Bunların dışında "profesyonel gönüllülük" dediğimiz bir şey var. Etkinliklerimize katılmasını istiyoruz, gönlünden koptuğu kadar değil elinden geleni yapmasını istiyoruz. Bir de yıllık bir üyelik ödemesi var 2 yıl ödenmediği zaman üyelikten çıkartılıyor.

Kardelenler ve Baba Beni Okula Gönder kampanyaları büyük ilgi görmüştü. Bunlara benzer bir proje tekrar gündeme gelecek mi?

Türkan Hoca büyük bir rüzgar estirmeyi başarmıştı. Siirt Pervari'de bir kaymakam 7 kız öğrencinin ilkokulu bitirdiğini fakat maddi durumlarının yetersiz olduğu için eğitimlerine devam edemeyeceğini bildirdi. Biz de Siirt'ten başlayarak her yıl 500 öğrenciye burs verelim diye düşündük. Daha sonra projeyi bir operatör şirketine götürdük ve gerçekten çok ilgilendiler o zaman bu projeyle. 500 öğrenci önermiştik 5 bin öğrenciye çıktı ve daha sonra 10 bine çıktı burs verdiğimiz öğrencilerin sayısı. Aslında projenin adı "Tunceli'de bir kızım var öğretmen olacak" idi, bir gazetenin bize verdiği destekle bunun adı "Baba beni okula gönder" oldu. Burs vereceğimiz öğrencilere bize bir mektup yazmalarını istedik, verdikleri cevaplara göre seçtik. Devlet o dönem Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile iş birliği yapmaya açıktı, kaymakamlar bize haber veriyordu öğrencilerin durumunu. Hani soruyorsunuz ya "Yeni proje var mı?" diye o yüzden söylüyorum. Şimdi siyasi rüzgarlar değişti ve biz bir tehlike olarak görülmeye başladık. Şimdi bir öğretmen bizi arayıp kitap istiyor gönderiyoruz, okul müdürü "Ben istemedim" diyor. Öğrencilere kitap göndermek için bile okul müdüründen onay istemek zorunda kalıyoruz. Aslında sözünü ettiğiniz o büyük projelerimizden var ama kamuoyuna duyuramıyoruz. Bizim derdimiz ünlü olmak değil fakat yardım eli uzatabileceğimiz birçok insanın hayatını etkiliyor bu durum.

Derneğinize hangi sanatçılar destek veriyor? Ne gibi katkılarda bulunuyorlar?

Doğrudan para almak yerine Genco Erkal, Gülriz Sururi, Seyfi Dursunoğlu gibi sanatçılar öldükten sonra mal varlıklarını bizim derneğimize bağışlayacaklarını belirttiler. Fazıl Say ilk konserini Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği adına verecek.

Biliyorsunuz ki eğitim adı altında toplanan bir vakfın evinde tecavüz olayı yaşandı. Eğitim derneklerinin evleri veya yurtları olmasını, öğrencilerin burada toplanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce de bir kereden bir şey olmaz mı? Bu olay medyada geniş yer tuttu mu? Toplum gereken tepkiyi gösterdi mi? 

Asla, çocukların denetimsiz yerlerde barındırılması kabul edilir gibi değil. Bu devlet ilk kurulduğunda çocuk istismarını önlemek için Köy Enstitülerini kurdu, Çocuk Esirgeme Kurumunu kurdu. Yetiştirme yurtlarının, yatılı bölge okullarının kapatılmaya çalışmasının en büyük karşılığı bu. Aileler kendilerinden uzakta olan çocuklarını böyle vakıfların evlerine, yurtlarına gönderilmeye mecbur bırakılıyor.  Devlet gözetiminde olmadan, devlet açmadan hiçbir özel kurum ilkokul çocuğuna yurt açamaz. Bizim hiçbir vukuatımız olmadığı halde derneğimiz sürekli denetlenirken bu vakıf sayısı belirsiz evlerde çok sağlıksız, kontrolsüz bir şekilde -esas meseleleri de bu- din eğitimi vererek, dindar nesil yetiştirmeye çalıştıklarını iddia ediyorlar güya. 
Gerçekten sosyal medyada birçok insan duyarlı davrandı, biz ilk günden Karaman'daydık tepkimizi ortaya koyduk. Fakat ülkenin cumhurbaşkanı dahil hükümetin bütün kademeleri vakfa sahip çıktı, üstünü örtmeye çalıştılar. Aile bakanı "bir kereden bir şey olmaz" diye bir açıklama yaptı. Bir çocuğun kılına bile zarar gelmemelidir, geldiyse eğer bunun hesabını sormak devletin baş görevidir. 
Medyada yer tuttu tabii ki ama orada da üstten gelen bir baskı vardı o yüzden dar bir alana sıkıştırıldı. Toplum gereken tepkiyi göstermedi. Biz olayın ilk gününden beri oradaydık ama Karaman'da hiç kimse yoktu sokaklarda. Türkiye'nin başka yerlerinden gelen insanlarda vardı ama Karamanlı halk yoktu, sosyolojik bir şey tabii ki, içten içe üzülmüşlerdir herhalde ama bu kadar mı tepkisiz olur insan? 
Biz bunları araştıran insanlar olarak, siz gençler olarak hakkımızı aramalı, girişimlerde bulunmalı ve aydınlatmalıyız.

Son sorumuza geçelim... Ben onu tanımayı gerçekten çok isterdim ama böyle bir şansım yok maalesef. Türkan Saylan'ı tanımak nasıl bir duygu?

Tanımlaması çok güç, bütün sıfatları sıralamak gerekiyor neredeyse. "Ben mükemmelim" diyen biri asla değildi. Bütün sadeliğiyle, barışçıllığıyla, güzelliğiyle, kararlılığıyla, "kadife eldivenin içinde demirden bir yumruk" gibiydi. Çok öğreticiydi, yanında bulunmak bize çok şey öğretti. Herkesin gelişimine katkıda bulunmasıyla çok farklıydı. Hangi insan neyi başarabilir diye gözlemler, insanları teşvik ederdi. Onu görünce insanın içi mutluluk dolardı, insanlara güvenirdi, öğretirdi, geliştirirdi. Yaşamayı çok önemserdi, çok çalışırdı ama sanatla bağını koparmazdı. Filmler, klasik müzik konserlerini çok severdi. Türkçe'ye aşık biriydi. Elbette bir Türkan Saylan olmak çok zor, yeni Türkan Saylan beklemek gibi bir şey de yok. Türkiye sınırları içerisinde onu değerlendirmek gerçekten çok zor. 

5 yorum:

  1. Bir ömre, birkaç ömürlük deneyimin nasıl sığdığına güzel bir örnek

    YanıtlaSil
  2. ÇYDD'nin güzel faaliyetlerde bulunduğunu bilirdik fakat bu faaliyetlerin neler olduğunu, nasıl olduğunu öğrenmek aydınlatıcı olduğu kadar etkileyiciymiş de. Bu güzel röportaj çalışması için, emeklerinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çook teşekkür ederim, çok sağol :)

      Sil
  3. Ne güzel anlatım olmuş emeklerinize yüreklerimize canı gönülden tebrik ederim Bende faaliyetleri tam olarak bilmiyordum. Öğrenmiş oldum çok yararlı bilgiler paylaşmayınız...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, var olun :)

      Sil

Ne düşünüyorsan..