1 Ağustos 2017 Salı

Hikaye kısa diye bitmezmiş

Bazı kadınlar azla yetinmeyi bilmez.

Azla yetinmeyi bilen kadınlarla evlenir erkekler, sonra azla yetinmeyi bilmeyenlerle aldatırlar o kadınları…

Huydur.

O kadınlar yine azla yetinmeye devam ederler.

Sevginin azlığından konserve yaparlar.

Sevdiği adamın yokluğuyla yetinip, gözyaşlarından turşu kurarlar.

Hep kıştır gelen, lazım olur.


Sevdiği erkeğin varlığıysa bir kavanoz reçeldir. Ne bitsin ister, ne bozulsun çünkü bir reçel her zaman aynı olmaz. Lakin ya bitecek ya bozulacak.

Bir ada gibi, her yerden kopmuş bir yuva kurdu kadın kendi içine…

Erkeğin haberi yokmuş ama kadın bilirmiş haberi olursa gelmezmiş.

Kadın kimseyi almamış oraya. Ne başka bir sevgili, ne bir eş dost.

O yuvaymış ki ilmek ilmek sevgi kokup, sabırla ısınırmış.

Kimseye harcatmamış kadın.

Hoş kendi de harcayamamış.

Erkek duymuş bekleyeni olduğunu gelmemiş.

Gelmeyeceğini haber de vermemiş.

Kadın bir sabah uyanmış kendini çantada bulmuş.

Keklik olarak.

Erkek kırgınmış, çok yorulmuş çantasındaki kekliği unutmuş.

Unuttuğunu hatırlamış sonra da pek umurunda olmamış, halini bile sormamış.

Bizim saf keklik de hazır beklermiş “iyiyim demeye” sormayacağını bildiği halde.

Hesap da soramazmış çünkü erkek “beni böyle kabul ettin” dermiş ve keklik bu lafı duydukça kusmak istermiş.

Sonra keklik o çantanın içinde gururuna rastlamış. Gururu ona bir kadın olduğunu hatırlatmış “gidelim” demiş.

Giderken erkeğe bakmış, erkek ona bakmış.

Erkek susmuş.

Kimi kadın kıyamazmış emeklerine, erkeğin bir şey yapmamasıyla ölürmüş.

Kimi kadın kaçarmış, kaçtığı yere enkazını sürüklermiş. O enkaza temeller kurarmış yıkılınca tekrar kaçarmış.

Bir nabzının sesini duymuş. Çünkü bir kere susmuş erkek, kadın bir daha kimseyi duymamış.

Kurduğu yuva dağılınca bir daha iki eşyayı yan yana oturtamamış.

Kadın anlamış ki, kadın sustuğu zaman gitmezmiş.

Erkek sustuğu için gidermiş.

Erkek de artık kadın uğraşmasın, çabalamasın, bir karşılığı olmayacağını anlasın diye susarmış.

Sonra erkek çok hasta olmuş.

Vallahi.

Hasta devletler gibi.

Kadına söylemişler, “ilacı bende olsa bile gelmesin” demiş.

Erkek susunca kadın bir daha duyamamış ya, kadına susunca diğer herkese anlatmış erkek.

Ölünce duymuş kadın “Anlaşılamamaktan öldü” demişler erkeğinin ardından.

Kadın için erkek çoktan ölmüş zaten.

Cesedi yakılmış. Külleri gözyaşlarına savrulmuş.

Bir ölüye her gün ağlarmış da bir cenazeye iki kez gitmezmiş kadın.

Çünkü dirilmek de ölmekten gelirmiş.

Öyle zormuş ki yerinde olmak.

Bu kadını ancak; sabah ezanına kadar ağlayanlar, camii avlusuna bırakılan çocuklar, hiç düşünmeden kendisini bir binanın tepesinden atanlar, cebinde ölmüşlerinin fotoğrafını taşıyanlar, bir adam tarafından 40 kere vurulup 40 kere o adama dönenler, yakalanacağını bile bile suç işleyenler, bin kere bu son dediği kumara başlayıp sonuncusunda her şeyini kaybedenler anlarmış.

Çünkü kadın hepsiymiş, bir daha da iflah olmamış.

5 yorum:

  1. EMEĞİNİZE YÜREĞİNİZE SAĞLIK ..!ÇOK ANLAMLI VE GÜNCELLİĞİNİ BİR TÜRLÜ YİTİRMEYEN BİR KONUYA TEMAAS ETMİŞİNİZ..!? SEVGİ İLE KALIN D.U

    YanıtlaSil
  2. Erkeği dünya'ya getiren kadın, erkeği büyüten kadın, erkekle evlenen kadın, gel gör ki-erkeği beğenmeyen kadın. Kadınları anlamak gerçekten çok zor.

    YanıtlaSil
  3. Kadın gururuna rastladıktan sonraki kısımı daha iyi beklerdim ozamana kadar kadın bir obje olarak gösterilmiş çünkü gurura rastlayınca farkına varmalıydı diye düşünüyorum bunun dışında beğendim yüreğine sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yorumların için teşekkür ederim. Kadın değildi belki ama ben öyleydim gururuma rastlayınca değil ordan oraya sürüklenmeyi kabul edecek kadar çaresiz olduğumu anlayınca fark ettim...

      Sil
  4. Yaşam var oldukça hiç bitmeyecek olan sorunu samimi bir dille ele almışsınız. Yüreğinize sağlık diyorum.

    YanıtlaSil

Ne düşünüyorsan..